5 Şubat 2008 Salı

Zorlu Tekstil'den üst gelir grubuna yeni bir marka / Valeron'un ilk mağazası Ankara'da açıldı


Zorlu Tekstil Grubu, üst gelir grubu için yeni bir marka pazara sundu. Grubun Avrupa pazarında satılan markası Valeron, artık Türkiye'de seçkin ev tekstili mağazalarında tüketici ile buluşuyor.

Zorlu Tekstil'den yapılan açıklamaya göre, Taç, Kristal, Sisley Casa gibi pekçok markayı bünyesinde barındıran grup, Valeron için sınırlı sayıda franchise verecek. Valeron'un ilk franchise mağazası ise, Ankara'daki Ankamall'da açıldı.

Açılış, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi Olgun Zorlu, Zorlu Tekstil Grubu Başkanı Vedat Aydın, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün ve Ankara Valisi Kemal Önal tarafından yapıldı. Valeron için çok sayıda franchise teklifi aldıklarını belirten Vedat Aydın, "Valeron, Zorlu Tekstil Grubu'nun prestij markası olacak. Bu nedenle çok sayıda mağaza açmayı kesinlikle düşünmüyoruz. Franchise şartlarını titizlikle belirledik. Çok sınırlı sayıda ve şartlarımızı yerine getirenlere franchise vereceğiz. Bu mağazalarda Valeron markalı ürünlerin yanı sıra yurdışında ve Türkiye'de lisansını aldığımız Sisley Casa ürünleri satılacak" dedi.

Türkiye'de ev tekstili sektörünün son yıllarda ciddi bir gelişme kaydettiğini belirten Aydın, Zorlu Grubu'nun da sektörün lideri olarak bu gelişimde önemli payı bulunduğunu söyledi. Aydın şöyle devam etti: "Yine Zorlu Grubu'nun bir markası olan TAÇ, uzun yıllar sektörün tek markası oldu. TAÇ'ın başarısından etkilenen pekçok grup ev tekstilini keşfetti ve bu alana yatırım yapmaya başladı. Gelinen noktada Türk markaları artık sadece yurt içinde değil yurtdışında da başarılı işlere imza atıyor. İşte onlardan biri de Valeron. Avrupa pazarı için yarattığımız valeron markası 5 yıldır Türkiye'yi yurtdışında gururla temsil ediyor. Bu arada yurtdışına gidenlerin Valeron markalı ürünlerle geri döndüğünü görünce artık bu markayı Türkiye pazarına da sunmamız gerektiğine karar verdik. Valeron, hem ürün hem de hizmet kalitesi ile Avrupa standartlarında."

Zorlu Tekstil Grubu'nun, Valeron'la birlikte çok geniş bir tüketici yelpazesine hitap ettiğini vurgulayan Vedat Aydın, "Hedefimiz, her yaş grubundan tüketiciye hizmet verebilmek. TAÇ zaten ev tekstili sektöründe ilk akla gelen marka ve liderliğini sürdürüyor. Kristal,Sisley Casa ve son olarak Valeron ile her yaş ve gelir grubundan müşterilerimizin ihtiyacını karşılayacağız" diye konuştu

Zara, 'haram' kumaş için özür diledi


Türkiye'de de faaliyet gösteren İspanyol giyim firması Zara, İsrail'deki mağazalarında satışa sunduğu ve pamukla keten karışımı 'haram' kumaş kullandığı bir giysisini, Yahudilerden özür dileyerek piyasadan çekti.

Musevilikte, bir giyside pamuk ve keten karışımı kumaşın kullanılmasının yasak olmasına rağmen, Zara'nın İsrail'de piyasaya sürdüğü bir giyside bu tür bir kumaş kullanması tartışmalara yol açtı. Zara, sadece 30-40 kişinin bu olaydan etkilendiğini belirterek ürününü piyasadan çekti.

İlgili giysinin 'hata' sonucu piyasaya sürüldüğünü duyuran Zara, İsrail'de zor durumdan kurtulmak için gazetelere ilan vererek özür diledi. İlanda, "Zara, hatadan dolayı üzüntü duyar ve başta dindarlar olmak üzere İsrail'deki tüm müşterilerine bu olayın tekrarlanmayacağını garanti eder" denildi.

İsrail'de 15 mağazası bulunan Zara'nın yıllık cirosu 340 milyon doları buluyor. Zara'nın da ait olduğu Inditex'e bağlı başka bir giyim mağazası Bershka da geçen yıl bu kez Müslümanların tepkisini çeken benzer bir olayla karşılaşmıştı. Bershka'nın bazı kıyafetlerin etiketlerinde cami figürü bulunmasının tepkilere yol açması üzerine etiketler değiştirilmişti.

Yünsa, Basmacı Tekstil ile Ortak Şirket Kuracak


YUNSA YUNLU SANAYI VE TICARET A.S.`NDEN GELEN YAZI:

10 OCAK 2007 TARIHLI VE 782 NO`LU YUNSA A.S. YONETIM KURULU TOPLANTISINDA;
UPTOWN MARKASI ILE ERKEK HAZIR GIYIM SEKTORUNDE TURKIYE`DEKI YAYGIN MAGAZA AGI ILE FAALIYET GOSTEREN BASMACI TEKSTIL KONFEKSIYON SANAYI VE TICARET SAHISISLETMESI ILE ORTAKLIK KURULMASI NA VE 20.880.000 YTL NOMINAL SERMAYE ILEMUSTEREKEN KURULACAK SKT GIYIM SANAYI VE TICARET A.S. SIRKETINE 14.615.900 YTL
(% 69.99) NOMINAL SERMAYE ILE KURUCU ORTAK OLUNMASINA KARAR VERILMISTIR
.

4 Şubat 2008 Pazartesi

Yozgat'tan AB'ye günde 25 bin çorap


Yozgat Organize Sanayi Bölgesi'nde 2004 yılında üretime açılan Eren Çorap tesislerinde üretilen günlük 25 bin çift çorap Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ihraç ediliyor.

Eren Çorap'ın sahibi ve Genel Müdürü Adem Cengiz, dün yaptığı açıklamada, İtalya'dan ithal ettikleri makinelerle tesisin üretim kapasitesini yüzde 40 oranında artırdıklarını söyledi. İç piyasaya sadece eldiven verdiklerini, çorap üretimlerinin tamamını Amerika, İngiltere, Hollanda, Danimarka, İtalya gibi ülkelere ihraç ettiklerini ifade eden Cengiz, Belçikalı bir firmadan kayak çorabı siparişi aldıklarını belirtti. Cengiz, “Şu anda deneme üretimi yapıyoruz. İlk etapta 100 bin sipariş aldık. İstenilen kalitede olması halinde normal üretime geçilecek” dedi.

Yıldızların tercihi İzmirli giyim markası Taka


Dünya jet sosyetesinin yeni gözde giyim markası Taka'nın tüm tasarım, dizayn ve üretimi İzmir'de İzkon Tekstil tarafından gerçekleştiriliyor. Paris Hilton, Britney Spears, Jessica Simpson, Aslee Simpson, Lindsay Nohan, Nicole Richie ve Sienna Miller gibi ünlüler Taka'yı tercih ediyor.

Taka'nın henüz iki yıllık bir geçmişi olduğunu belirten firmanın stilisti, pazarlamadan sorumlu müdürü ve ABD Takawear firmasının sahibi Tania Eskinazi, “Taka genç bir marka olmasına rağmen arkasında 30 yıllık tekstil deneyimi olan bir beyin takımı var. Bu nedenle kısa sürede çok büyük yol kat ettik. Taka koleksiyonlarının Anadolu ve Türk kültürü kokan, yumuşak ve çok özel dokulu kumaşlarının desenleri yine kendi firmamız olan Ege İleri Mensucat tarafından tasarlanmaktadır. Markamız için zor bir imaj seçtik. Çok iddialı koleksiyonlarımız var. Bu tarzda bir benzerimiz yok. Bizleri taklit etmeye başladılar. Bu hoşumuza gitmiyor da değil” dedi.

Koleksiyonun el işi oyalar ile bezenmiş birbirinden değişik modellerden 80 ile 150 parçadan oluştuğunu belirten Eskinazi, şöyle devam etti: “Dünyanın dört bir yanındaki satış ofislerimizin yanı sıra New York, Milano, Paris, Los Angeles gibi dünyanın en iyi konfeksiyon fuarlarında koleksiyonlarımız sergileniyor. Dünyanın takip ettiği Hollywood artistlerinin, Taka markalı kıyafetlerle dünya basınında fotoğrafları birçok kez yayımlandı. Son olarak Britney Spears ve Paris Hilton'un geçen haftaki fotoğraflarında bile bizim ürünlerimiz üzerlerindeydi. Taka bugün tüm dünyada en prestijli mağazalarda inanılmaz satış istatistikleriyle satılıyor. Taka, Hong Kong Harvey Nichols, Türkiye Beymen, New York Intermix, New York Launge, Los Angeles Shop Robertson, Los Angeles Kitson, Los Angeles Planet Blue, Dubai Aisthi, Londra Asos, St. Tropez Gas, Milano Biffi/Banner, Ibiza NYC, Moskova Tsum, Mikanos Zilly'de satılıyor. İki şirketimiz bulunmakta. Üretim ve koleksiyondan Türk firmamız İzkon Tekstil, pazarlamadan Takawear LLC firmamız sorumlu.

Yeşim Tekstil CEO'su Şankaya: Tekstil'in geleceğine yönelik karamsar değiliz


Yeşim Tekstil CEO'su Şenol Şankaya, tekstil sektörünün geleceğini karamsar görenlere katılmadığını belirterek, üretim yaptığımız stratejik ortaklarımızın ve müşterilerimizin bizden gerek yalın üretim gerekse kalite konusunda beklentileri var. Biz de bu beklentileri kendi üretim ortaklarımıza yansıtarak global rekabette yerimizi muhafaza etmek için firma bünyemizde ve fasonlarımızda gerekli tüm iyileştirme çalışmalarını yapıyoruz" dedi.

Yeşim Tekstil, birlikte çalıştığı tedarikçilere Yalın Yönetim uygulamaları ve kalite ile ilgili yapacağı çalışmalar hakkında bilgi vermek amacıyla 3. Üretim Ortakları Toplantısı’nı düzenledi. Toplantıda, yakın vade hedefleri, Kalite Yönetim Sistemleri, Tedarikçi Değerlendirme Sistemleri ile Yalın Üretim ve 5S felsefesi üzerinde duruldu. Yeşim Tekstil CEO'su Şankaya, tekstil sektörünün geleceği hakkında olumlu mesajlar verirken, "Üretim ortaklarımız, bizim kalitemizi belirleyen en önemli unsur. Bu yüzden müşterilerimizin beklentilerini karşılamak için bizimle çalışan fason firmalarımızı da sürekli eğiterek ve iyileştirerek Yeşim'in bilgi birikimini onlarla paylaşıyoruz." dedi. Şankaya, globalleşen dünyada rekabet edebilmek için Yeşim'in geleceğe dair kalite ile ilgili beklentilerini karşılayan firmalarla çalışmak zorunda olduğunu da sözlerine ekledi.

Fason firma temsilcileri de, Yeşim Tekstil’in Yalın Üretim felsefesine büyük önem verdiğini vurgulayarak, kalite ve yalın konusunda verilecek destekle kendi bünyelerinde yalın bant kurup getirileri incelemenin büyük fayda sağlayacağına işaret ettiler ve Yeşim’in bilgiyi paylaşmasından duydukları memnuniyeti dile getirdiler.

Yeşim Tekstil, üretim ortaklarını sistematik biçimde 7 aydır değerlendiriyor. Değerlendirmenin ikinci aşamasına geçilirken, bu süreçte öncelikle tedarikçileri yerlerinde denetlenerek durum tespiti yapılacak, ardından iyileşmeleri için destek verilecek. Bütün bu sürecin sonunda belli bir kalite seviyesine ulaşamayan tedarikçiler ise tekrar gözden geçirilecek.

Toplantının ardından Yeşim Tekstil’in Yalın Üretim Bantlarını gezen tedarikçi firma temsilcileri, daha sonra da showroomlarda kendileri için düzenlenen kokteyle katıldılar.

2 Şubat 2008 Cumartesi

Yeşim Tekstil, Türkiye'nin "Sosyal Uygunluk Elçisi"


BURSA - Aralarında Nike, Gap ve Zara gibi dünyanın önde gelen markalarına üretim yapan Yeşim Tekstil'in sosyal sorumluluk konusunda çalışmalar yapan Social Accountability International'ın (SAI) 10. kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlediği konferansta, firmanın sosyal uygunluk konusunda yaptığı iyi uygulamaları paylaşmak üzere New York Harvard Kulüb'e davet edilen tek hazır giyim firması olduğu bildirildi. Firmadan yapılan açıklamaya göre, söz konusu konferansa Yeşim Tekstil adına katılan İnsan Kaynakları ve Endüstriyel İlişkiler Direktörü Yasemin Başar, burada yaptığı sunumda, firmanın sosyal sorumluluk alanında yaptığı çalışmalar ile bu konuda yapılan iyi uygulamaların, çalışanlar tarafından nasıl algılandığına ilişkin bilgileri davetlilerle paylaştı. Başar, Yeşim Tekstil'in dünyanın en prestijli sosyal uygunluk belgesi olan "SA 8000"i, 2005 yılında Türkiye'de alan ilk hazır giyim firması olduğunu belirtti. Tüm sektörlerde Türkiye'de halen sadece 4 firmanın SA 8000 belgesine sahip olduğunu, bunlardan birinin de Yeşim Tekstil olduğunu olduğuna işaret eden Başar, "2 yıldır sürekli kendimizi yeniliyor ve bu konuda birçok yeni çalışmaya imza atıyoruz. Yaptığımız tüm bu çalışmalar SAI tarafından da takip ediliyor ve takdirle karşılanıyor. Bu yüzden ikinci defa olarak SAI'nın dünya genelinde yaptığı bu toplantılarda iyi uygulamalarımızı paylaşmak üzere davet edildik" dedi.

Yerli tekstilciden indirim isyanı


Tekstil perakende sektöründe indirimli satışlar, yerli mağazacıları isyan ettirdi. Yerli firma sahipleri, tüketicide firmalara karşı güvensizlik oluşmaya başladığını belirterek, müşterilerin fiyatların ineceğini düşünerek alışverişini sürekli ertelediğini kaydettiler. İndirimli satışların belli bir zamanda olması gerektiğini ifade eden yerli perakendeciler, yabancı markaların dünyada satamadıkları malı Türkiye'ye getirip indirimli sattıklarını söylediler.

Zamansız indirimin sektöre zarar verdiğini belirten Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Ali Murad Kızıltaş, indirimli satışların Avrupa Birliği'nde olduğu gibi belli bir takvime bağlanmasını istedi. Kızıltaş, erken indirime girenlerin sezon başında fiyatlarını olması gerekenin üzerinde açıkladığını ve tüketicinin yanıltıldığını ifade ederek, "İndirim tarihleri belirlenmeli. Etiketlerde indirim ve önceki fiyatlar yer almalı. İndirime gidilmeden en geç bir ay önce o ürün mağazaya girmiş olmalı" dedi. Mağazaların camında yüzde 50'ye varan indirim yazıları bulunduğunu, ancak mağazanın içine girildiğinde yüzde 50'ye varan indirimli ürün sayısının yüzde 3-5'i geçmediğine dikkat çeken Kızıltaş, "Mağaza içindeki ürünlerin ancak yüzde 25-50'sinde indirim olması durumunda cama yüzde 50 indirim yazılabilmeli" diye konuştu. Kızıltaş, tüketicide firmalara karşı güven eksikliği oluşmaya başladığını, tüketicinin fiyatların düşeceğini düşünerek alışverişini sürekli ertelediğini kaydetti.

Damat-Tween: Çer çöp bile satılıyor

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı ve Damat-Tween mağazalarının sahibi Süleyman Orakçıoğlu da indirimli satışlarda mutlaka bir disiplin olması gerektiğini, bu konudaki yasa teklifini desteklediklerini belirtti. İndirim sözcüğü adı altında çer çöp dedikleri ürünlerin bile satıldığını gördüklerini ifade eden Orakçıoğlu, "İnsanlar böyle bir şey yapıyorlarsa outletlerinde satsınlar. Bizde KDV yüzde 8 olduğu için ithalat son derece kolay, bir de dünyanın en düşük gümrük tarife oranlarını uyguluyoruz. İthal ürünlerde şu anda ürün girişi ile ilgili en kolay pazar olduk" görüşünü dile getirdi. Orakçıoğlu, "Bu ürünlerin dünyada satılmayan stok ürünler olduğunu görüyorsunuz. Dünyada satılmayan stok ürünlerin cazibe merkezi olmaya başladık. İnsanların ilgi gösterdiği markanız, bir de stok ürünleriniz varsa burada çok rahat indirim sözcüğü adı altında satmak gibi bir süreç başladı" diye konuştu.

Roman: Kalan ürünler Türkiye'ye pompalanıyor

Roman Mağazaları sahibi Turgut Toplusoy ise indirimli satışların yasal bir düzenlemeye kavuşturulmasına ilişkin yasa teklifini çok olumlu karşıladığını belirtti ve "İndirim belli bir zamanda olmalı, herkes fiyatını ona göre belirlemeli, doğru rekabet olmalı" dedi. Yurtdışından gelen firmalarda 4 YTL'ye keten pantolon satıldığına şahit olduğunu ifade eden Toplusoy, "Bu fiyata ne o pantolonu diktirebilirsiniz, ne kumaşını temin edebilirsiniz. Herhalde yurtdışında mağazalarında kalan ürünleri getirip bunları Türkiye'ye pompalıyorlar. Bu inanılmaz haksız rekabet. Uzakdoğu'da sezon mallarını üretiyorlar, kalan mallarını dünya mağazalarından buraya Türk tekstilini gebertmek için getiriyorlar" diye konuştu. Roman Mağazaları olarak kesinlikle indirime gitmeyeceğini ifade eden Toplusoy, "Fiyatlarımı yukarıda yapmadım. Ben fiyat indirmeyeceğim. Herkes indirim yazarsa ben şu tarihte indirim yok yazısı yazacağım" dedi.

Mudo: Yabancılar piyasayı bozuyor

Mudo Mağazalar zincirinin kurucusu Mustafa Taviloğlu da piyasayı yabancı firmaların bozduğunu, hiçbir yerde yapamadıkları uygulamaları Türkiye'de uygulamak istediklerini söyledi. Taviloğlu, "Başka yerde gerçekleştiremedikleri işleri başı bozukluktan burada gerçekleştiriyorlar. Dünyada satamadıkları malı Türkiye'ye getirip satıyorlar. Çok erken genel indirime girip Türkiye'yi adeta bir çöplük gibi kullanıyorlar. Böylelikle rekabeti haksız bir şekle çeviriyorlar" dedi.

tekstil indirimi

Tekstil perakende sektöründe indirimli satışlar, yerli mağazacıları isyan ettirdi. Yerli firma sahipleri, tüketicide firmalara karşı güvensizlik oluşmaya başladığını belirterek, müşterilerin fiyatların ineceğini düşünerek alışverişini sürekli ertelediğini kaydettiler. İndirimli satışların belli bir zamanda olması gerektiğini ifade eden yerli perakendeciler, yabancı markaların dünyada satamadıkları malı Türkiye'ye getirip indirimli sattıklarını söylediler.

Zamansız indirimin sektöre zarar verdiğini belirten Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Ali Murad Kızıltaş, indirimli satışların Avrupa Birliği'nde olduğu gibi belli bir takvime bağlanmasını istedi. Kızıltaş, erken indirime girenlerin sezon başında fiyatlarını olması gerekenin üzerinde açıkladığını ve tüketicinin yanıltıldığını ifade ederek, "İndirim tarihleri belirlenmeli. Etiketlerde indirim ve önceki fiyatlar yer almalı. İndirime gidilmeden en geç bir ay önce o ürün mağazaya girmiş olmalı" dedi. Mağazaların camında yüzde 50'ye varan indirim yazıları bulunduğunu, ancak mağazanın içine girildiğinde yüzde 50'ye varan indirimli ürün sayısının yüzde 3-5'i geçmediğine dikkat çeken Kızıltaş, "Mağaza içindeki ürünlerin ancak yüzde 25-50'sinde indirim olması durumunda cama yüzde 50 indirim yazılabilmeli" diye konuştu. Kızıltaş, tüketicide firmalara karşı güven eksikliği oluşmaya başladığını, tüketicinin fiyatların düşeceğini düşünerek alışverişini sürekli ertelediğini kaydetti.

Damat-Tween: Çer çöp bile satılıyor

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı ve Damat-Tween mağazalarının sahibi Süleyman Orakçıoğlu da indirimli satışlarda mutlaka bir disiplin olması gerektiğini, bu konudaki yasa teklifini desteklediklerini belirtti. İndirim sözcüğü adı altında çer çöp dedikleri ürünlerin bile satıldığını gördüklerini ifade eden Orakçıoğlu, "İnsanlar böyle bir şey yapıyorlarsa outletlerinde satsınlar. Bizde KDV yüzde 8 olduğu için ithalat son derece kolay, bir de dünyanın en düşük gümrük tarife oranlarını uyguluyoruz. İthal ürünlerde şu anda ürün girişi ile ilgili en kolay pazar olduk" görüşünü dile getirdi. Orakçıoğlu, "Bu ürünlerin dünyada satılmayan stok ürünler olduğunu görüyorsunuz. Dünyada satılmayan stok ürünlerin cazibe merkezi olmaya başladık. İnsanların ilgi gösterdiği markanız, bir de stok ürünleriniz varsa burada çok rahat indirim sözcüğü adı altında satmak gibi bir süreç başladı" diye konuştu.

Roman: Kalan ürünler Türkiye'ye pompalanıyor

Roman Mağazaları sahibi Turgut Toplusoy ise indirimli satışların yasal bir düzenlemeye kavuşturulmasına ilişkin yasa teklifini çok olumlu karşıladığını belirtti ve "İndirim belli bir zamanda olmalı, herkes fiyatını ona göre belirlemeli, doğru rekabet olmalı" dedi. Yurtdışından gelen firmalarda 4 YTL'ye keten pantolon satıldığına şahit olduğunu ifade eden Toplusoy, "Bu fiyata ne o pantolonu diktirebilirsiniz, ne kumaşını temin edebilirsiniz. Herhalde yurtdışında mağazalarında kalan ürünleri getirip bunları Türkiye'ye pompalıyorlar. Bu inanılmaz haksız rekabet. Uzakdoğu'da sezon mallarını üretiyorlar, kalan mallarını dünya mağazalarından buraya Türk tekstilini gebertmek için getiriyorlar" diye konuştu. Roman Mağazaları olarak kesinlikle indirime gitmeyeceğini ifade eden Toplusoy, "Fiyatlarımı yukarıda yapmadım. Ben fiyat indirmeyeceğim. Herkes indirim yazarsa ben şu tarihte indirim yok yazısı yazacağım" dedi.

Mudo: Yabancılar piyasayı bozuyor

Mudo Mağazalar zincirinin kurucusu Mustafa Taviloğlu da piyasayı yabancı firmaların bozduğunu, hiçbir yerde yapamadıkları uygulamaları Türkiye'de uygulamak istediklerini söyledi. Taviloğlu, "Başka yerde gerçekleştiremedikleri işleri başı bozukluktan burada gerçekleştiriyorlar. Dünyada satamadıkları malı Türkiye'ye getirip satıyorlar. Çok erken genel indirime girip Türkiye'yi adeta bir çöplük gibi kullanıyorlar. Böylelikle rekabeti haksız bir şekle çeviriyorlar" dedi.

Yaz sezonunda erkeklere giyim tüyoları


2007 yaz sezonunda erkekler geçmiş yıllara göre daha hafif, yumuşak, parlak, iddialı kumaş ve desenleri tercih ediyor. Kış sezonlarının vazgeçilmezlerinden olan kaşmir ve yün, erkeklerin yazlık gardıroplarındaki hâkimiyetini her zamankinden fazla hissettiriyor. Dünyanın en iyi yünü olarak kabul edilen Avustralya ve Yeni Zelanda yününden yaz için oldukça düşük gramajlı özel koleksiyon hazırlayan kumaş firmaları, yün kumaşın kışa özel olduğu önyargısını da bir anlamda yıkıyorlar. İçinde hiçbir sentetik barındırmayan, tamamen natürel ve nefes alabilen bir kumaş türü olan yün, ipek ve kaşmirle de harmanlanıp, tüketicilerin beğenisine sunuluyor.

Kaşmir-ipek karışımlı kumaşlar ise parlak ve yumuşak görünümü ile kalite duygusu veriyor. Yüzde yüz keten kumaşların yerine, ketenin kırışan ve sert yapısını dengelemek için keten, kaşmir ve kotonla harmanlanıyor.

Üç düğmeli ceket giymek artık demode. Tek düğme sivri yaka ceketler davetlerde giyilebileceği gibi, günlük hayatta da rahatlıkla giyilebiliyor artık. İki düğmeli mono yaka ceketler, üç düğmeli mono yakaların yerini çoktan aldı. Rahat ve dökümlü kesimler keten tarzı belirli kumaş türleri dışında pek tercih edilmiyor. Bedene oturan, vücudu saran İtalyan tarzı fit kesimler moda dünyasına yön veriyor. Ceketin etek ve kol boyu kısalırken pantolonlarda paçalar her zamankinden kısa. Tabii sırf moda diye bunları yapmak zorunda değilsiniz. Özellikle bacak boyunuz kısa ise kısa paçalı ve düşük belli pantolonlardan uzak durun. Çünkü bu tarz kesimler sizi olduğunuzdan daha kısa gösterir ve siz farkında olmadan moda kurbanı olmuş olursunuz. Moda diye kahve tonlarını tercih ederken de iyi düşünün. Unutmayın ki kahve her tene yakışan bir renk değil. Özellikle esmer Akdenizlilerden çok, sarışın kuzeylilere daha çok yakışıyor. Dar paçalı pantolonların baseninizi daha geniş gösterdiğini de unutmayın. Basen yapınız dar ise dar paçalı pantolonları tercih edin.

Yaz aylarında pek tercih edilmeyen kravat yerine, ceketler çarpıcı mendillerle renklendiriliyor. Mendilinizin ceketin rengine yakın bir tonda olmamasına dikkat edin. Mutlaka kontrast olmalı.

2007 yazındaki gömlek tercihinizi mutlaka canlı renklerden yana kullanın. Unutmayın ki bronz bir tende canlı renkler kışın olduğundan daha iyi durur.

Uzun ve sivri uçlu gömlek yakaları en çok tercih edilenler. Boynu uzun tüketiciler olabildiğince yüksek yakaları tercih edebilir.

Takım elbise ve gömlek modeli konusunda seçiminiz ne olursa olsun, bırakın kişiliğinizi yansıtsın. Unutmayın kıyafetiniz sizi değil, siz kıyafeti taşımalısınız!

ÇİN'İN DİĞER YÜZÜ

Ucuz işgücü, taklitçi zihniyet, kırdığı büyüme ve ihracat rekorları ile sürekli gündemde olan Çin Halk Cumhuriyeti'nde 125 milyon insan AB standartlarında yaşıyormuş. Uzmanlar 15 yıla kadar refah seviyesi giderek artan Çin'in ithalat rakamlarının ihracatı yakalayacağını, hatta geçeceğini belirtiyorlar. Dünyanın en büyük lüks pazarı olacağı öngörülen Çin pazarına Avrupa ve ABD markaları nasıl gireriz diye kafa yorarken Türk markaları hâlâ Çin'den ucuza ne ithal edebileceği ile ilgileniyor. Henüz vakit varken Çin pazarına girmenin yollarını aramalıyız, yoksa yarın çok geç olabilir.

1 Şubat 2008 Cuma

Yalova Elyaf icra kanalıyla satılmasın


Yalova Elyaf ve İplik Sanayi Ticaret A.Ş.'ye ait fabrikanın icra kanalıyla satışına karşı çıkan Yalova İli Elyaf Mensupları Sosyal Yardımlaşma Derneği'nin yöneticileri, Vali Yusuf Erbay'dan destek istedi.

Dernek Başkanı Şaban Erol, Vali Erbay'ı ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, işçi alacakları teminat altına alınmadan fabrikanın satışına izin vermeyeceklerini söyledi.

Erol, fabrikanın icra yoluyla değil, 27 Temmuz 2006'da Kadıköy 4. Ticaret Mahkemesi'nin aldığı iflas kararı doğrultusunda satılması gerektiğini belirterek “Bu satışın icra kanalıyla yapılması yıllardır çalışan işçilerin içerideki alacaklarının ödenmemesi için yapılmış bir düzmeceden başka bir şey değildir. Biz bu satışın İcra Müdürlüğü'nden değil, Kadıköy İflas Masası'ndan yapılmasını istiyoruz. Aksi takdirde göz göre göre bizim emeğimizi çalacaklar. Biz satışın yapılacağı 27 Kasım'da İcra Müdürlüğü'nde olacağız. Bizlerin aileleri de orada olacak. Bu satışın yapılmaması için ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.

Fabrikaya 109 milyon YTL değer biçilmesine de tepki gösteren Erol, şöyle devam etti:

“Nedense fabrikanın değeri düşürülüyor, ona karşı ipotekli alacaklar şişiriliyor. Eğer satış icra yoluyla yapılırsa, ipotekli alacaklar ön plana çıkıyor. Bu durumda ne biz ne de diğer alacaklılar haklarımızı alabileceğiz. Bizimle birlikte hareket eden 850 arkadaşımızın 30 milyon YTL'nin üzerinde alacağı var. Alacaklı işçilerin toplam sayısı ise 1400 civarında" diye konuştu.

Victoria's Secret Türkiye'yi sardı, sıra mağazalara geldi


İç giyimin efsanevi markası Victoria's Secret'ın başkan yardımcıları, satın aldıkları La Senza'nın başkanıyla beraber Türkiye'ye geliyor. Yöneticiler La Senza'nın Türkiye temsilcisi Park Bravo Grubu'yla görüşecek. Victoria's Secret'ın Türkiye'de mağazalar açması bekleniyor. Park Pravo'nun patronu Kamil Özçoban, "Victoria's Secret efsanesi Türkiye'yi çoktan sardı" dedi.

DEFİLELERİ vizyon filmleri gibi beklenen, posterleri pekçok erkeğin duvarını süsleyen, dünyanın efsanevi iç giyim markası Victoria's Secret'ın (Victoria'nın Sırrı) iki başkan yardımcısı Stern ve Schlesinger, bir süre önce 710 milyon dolara satın aldıkları Kanadalı rakipleri La Senza'nın Başkanı Joel Teitelboom'la beraber Türkiye'ye geliyor. La Senza Türkiye temsilcisi Park Bravo Group'un Başkanı Kamil Özçoban, 22 Mart'ta gerçekleşecek ziyaret için, "La Senza, Victoria's Secret'ı taklit eden bir marka olarak kurulmuş ancak Kanada'dan tüm dünyaya açılmış. Victoria's Secret ise ABD dışına çıkmamış. Victoria's Secret markasının sahibi Limited Brands, La Senza'yı geçtiğimiz günlerde satın aldı. Böylece şirket tüm dünyada önemli bir satış ağına da sahip oldu. Şimdi her ülkedeki temsilcileriyle tanışıyorlar" dedi.

MAĞAZA AÇMAK İSTERLERSE: La Senza'nın 34 ülkede mağazası olduğunu hatırlatan Kamil Özçoban, Limited Brands'in, La Senza'nın uluslararası tecrübesinden yurtdışında mağazalar açarken faydalanacağını söyledi. Türkiye'yi görmeye geldiklerini belirten Özçoban, "Ne var ne yok, işler nasıl gidiyor bakacaklar. Yeni partnerlerimiz kim, biz de tanışalım isteriz. Hadi Türkiye'de mağazalar açalım derlerse, geri çeviremeyiz" diye konuştu. Özçoban, yıllar önce La Senza'yı Türkiye'ye getirmeden Victroia's Secret ile görüşme yaptıklarını, son anda La Senza projesinin gerçekleştiğini de söyledi.

TÜRKİYE'DE BÜYÜYEBİLİR: Kanada'da 326, Kanada dışında ise 341 mağazası bulunan La Senza'nın yıllık satışları milyarlarca doları buluyor. Victoria's Secret'ın ise binin üstünde mağazası var ve 2005 cirosu 3.2 milyar dolar. Limited Brands'in toplam cirosu ise 10 milyar dolar civarında bulunuyor. Son yıllarda yabancı markaların akınına uğrayan Türkiye, Victoria's Secret markası için de önemli büyüme pazarlarından biri olarak görülüyor. Türkiye'den pekçok kadın, internet üzerinden Victoria's Secret iç çamaşırlarını satın alırken, ABD'ye giden Türk turistlerin yüksek adetli ürünler aldığı biliniyor.

VICTORIA'YA KAMYONCU İLGİSİ: Victoria's Secret efsanesinin Türkiye'yi çoktan sardığını kaydeden Özçoban, kamyon şoförlerinin de markayı yakından tanıdığını söyledi. Özçoban şunları anlattı: "Şehirlerarası yollarda kamyon şoförleri için mola tesisleri vardır. Oralarda tabela, poster açılır 'Victoria's Secret gösterilir' diye. O mola yerlerinde Victoria's Secret defileleri yayınlanır. Kamyon şoförleri bu gösterilerden markayı çok iyi tanır. Tabii ki Türk kadını markayı çok daha iyi biliyor."

Karım ve kızlarım ne alıyorsa o işi yaparım

PARK Bravo Grubu, kendi markaları Park Bavo'un dışında ABD'li ayakkabı markası Nine West ve La Senza'nın da Türkiye temsilcisi. Karısı ve iki kızının ayakkabı ve iç çamaşırı ilgisiyle iki markayı Türkiye'ye getirdiğini anlatan Kamil Özçoban "Karım ve kızlarım neyi satın alıyorsa ben o işi yaparım" dedi. Şu anda Park Bravo'nun 35 olan mağazası sayısı yıl sonunda 42'ye yükselecek. 27 mağazası olan Nine West'te 6, 7 mağazası olan La Senza'ya 4 mağaza daha eklenecek. Bayilik vermeyen grup, bütün mağazalarını kendi açıyor.

Zara Türkiye'ye bizimle girdi, 40 yabancı markayı reddettim

TÜM dünyada hazır giyim kültürünü değiştiren İspanyol Zara'nın Türkiye'ye gelmeden önce 122 firmadan teklif aldığını hatırlatan Kamil Özçoban, Zara'nın sahibi Ortega'nın teklifleri gelip yerinde incelediğini ancak hiçbirini kabul etmediğini söyledi. Özçoban şöyle devam etti: "Son ziyaretinde Ortega Park Bravo'yu duyup, gelip bizi buldu. Park Bravo'nun marka kültürü ve kimliğinden etkilendiler. Bağdat Caddesi ve Ankara'da Zara mağazaları açtık. 1999'da işleri Zara'nın kendisine devrettik. Kendi markamızı ihmal etmek istemedik. Yıllardır Türkiye'ye gelmek isteyen çok marka kapımızı aşındırdı. Bu son yıllardaki artışta 40 yabancı markayı geri çevirdik. Bizi alın diyen yerli markalar da var."

Nine West İtalya'daki yapılanmayı bize önerdi

NINE West markası İtalya'daki yapılanmayı da Türk Park Bravo grubuna vermek istemiş. Nine West'in sahibinin 'Nasıl Zara, hazır giyim devi İtalya'ya girip piyasayı duman ettiyse, ayakkabıda da aynısını siz Nine West'le yaparsınız. Yaparsanız siz yaparsınız' sözlerini aktaran Kamil Özçoban "Nisan ayı sonunda görüşeceğiz. Galiba bu iş de üzerimize kaldı. Ayrıca Yunanistan'ı da siz yapın diyorlar. Bakacağız" dedi.

Park Bravo dünyaya açılıyor

BEŞ yılda Türkiye, Romanya ve Bulgaristan'da 50 mağaza açacaklarını anlatan Kamil Özçoban şunları söyledi: "Hem Nine West'in hem La Senza'nın yöneticileri, sahipleri bana 'Sen bölgenin abisisin. Bizim oradaki yapılanmamıza yardım et' diyorlar. Bulgaristan ve Romanya'da yıl sonuna kadar La Senza ve Nine West mağazası açacağız. Bunları yaparken Park Bravo'yu da yurtdışına taşıyarak uluslararası kimlik kazandıracağız."

Üretim için Mısır'a değil, Anadolu'ya gidin Türkiye kazansın


Türk hazır giyim üreticileri ile bir araya gelen uluslararası markaların alım ofisleri, 'Mısır yerine Anadolu'ya gidin. Tekstil ve konfeksiyon sektörlerini ortak platformda buluşturun' dedi.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği'nin (TGSD) dış alım ofisleriyle yerli hazırgiyimcileri buluşturduğu "Türkiye ile devam ama nasıl" toplantısından üretimin Mısır, Özbekistan gibi dış ülkeler yerine Anadolu'ya kayabileceği önerisi çıktı.

Perşembe günü yapılan panelde aralarında Tommy Hilfiger'ın da olduğu çok sayıda markanın alım ofisleri, hızlı, esnek ve kaliteli üretimi yüzünden "Türkiye ile devam" mesajı verirken Marks&Spencer (M&S) gibi markalar ise üretimin yurtdışı yerine Anadolu'ya kaymasının Türk ekonomisi için daha faydalı olacağını vurguladı.

H&M Türkiye, tekstil ve konfeksiyon sektörlerinin ortak çalışmamasının, ileride yaşanacak problemlere temel teşkil ettiğine dikkat çekerken Tesco alım ofisi ise hazırgiyimcilerin rekabetçi fiyat sorununun çözümü için birlikte hükümete çıkabileceklerini söyledi.

Türkiye'den alımları sürdüreceklerini söyleyen M&S Türkiye Alım Ofisi Sorumlusu Ayşe Yalnız Aksoğan, "Türkiye ve çevre bölgeden 100 milyon sterlinlik alım yapıyoruz. Hızlı, esnek ve moda içerikli üretim oldukça Türkiye'den alım hiçbir zaman durmaz. Bununla birlikte marka temsilcileri problemleri onlardan önce görüp çözmemizi istiyor. Artık bunu yapan firmalar siparişleri kapacak" dedi.

Türk üreticilerin hükümetin de desteğiyle Mısır gibi ülkelere üretim için gittiğini hatırlatan Aksoğan, "Onlara Anadolu'ya gitmelerini öneriyoruz. Bu hem Türk ekonomisi için hem de kadın istihdamının artması için daha yararlı olur" dedi.

2 sektör aynı platformda

Toplantıya katılamayan H&M Türkiye Alım Ofisi Sorumlusu Halide Alagöz, gönderdiği not aracılığıyla sektöre "birleşin" uyarısında bulundu. H&M'nin geleceğe yönelik alım stratejilerinde önemli bir değişiklik olmayacağını vurgulayan Alagöz, ancak tekstil ve konfeksiyon sektörlerinin ortak çalışma eksikliğine değindi.

Alagöz, "Sektör sorunlarının çözümlerinin aynı platformda ele alınmıyor olması, ileride yaşanacak problemler için temel teşkil etmektedir. Tekstil ve konfeksiyonun ortak çalışma eksiği, gelecek için stratejilerini hâlâ entegre bir şekilde belirlemiyor olması, zincirin kuvvetini olumsuz yönde etkilemektedir" dedi.

Uluslararası 40'a yakın markanın alım sorumlusu olan Pınar Bakır ise Türkiye'den 100 milyon dolarlık alım yapan en büyük müşterisi Tommy Hilfiger'ın "yola devam" mesajı geçtiğini söyledi. Bakır, "Tommy Hilfiger, tüm olumsuzluklara rağmen Türk üreticilerin fiyat kalite dengesini iyi koruduğu takdirde alımlara devam edeceğini belirtti" dedi.

Tesco hükümete gidebilir

Tesco Alım Ofisi Genel Müdürü Esra Taşören, 3 yıl önce açılan Türkiye ofisinin her yıl 2 kat büyüyerek 65 milyon pound ciroya eriştiğini söyledi. Tesco'da bazı ürün raflarının hızlı ve moda üretim yapan Türkiye gibi ülkeler için açıldığını belirten Taşören, "Ancak geçen yaz küresel ısınma yüzünden duvara çarptık. Kimse alışveriş yapmadı. Biz de Avrupa ve Ortadoğu'daki yeni satın alımları durdurduk. Bu durumun dışında 'Tesco Türkiye ile tamam mı devam mı'yı tartışmıyor. Alımlar her zaman sürecek. Tartışılan, alım oranının ne olacağı" diye konuştu.

Türkiye'nin Avrupa ve Ortadoğu'nun ana alım merkezi olduğunu söyleyen Taşören, "Uzakdoğu ile ana rekabet konusu olan fiyat oranları ise hükümet nezdinde çözülecek bir sorun. Next gibi markalarla bizi sorunların çözümü için devletle bir araya getirmek isterseniz, geliriz" dedi.

Başbakan, 'Bacım sıkıntın olursa, gel hallederiz' dedi

GAP Avrupa Başkan Yardımcılığı görevinde de bulunan Günsan Consultancy'nin sahibi Günsan Çetin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la Türkiye'yi bekleyen tehditlere yönelik birkaç yıl önce görüşme yaptığını anlatarak "Tekstil ve konfeksiyon sektörünün Türkiye için önemini anlattıktan sonra Başbakan 'Bacım, bir sıkıntın olursa gel, hallederiz' dedi. O gün mesajı aldım. Artık tekstil ve konfeksiyon için ülke stratejisi söz konusu değil. Şimdiki yaklaşımlardan da bunu görüyoruz. Herkesin konsantre pazar ve alıcılara gitmesini tavsiye ederim" dedi.

Mintay'dan 'Daha az komisyon alın' eleştirisi

Panelde Mintay Tekstil'in sahibi Ahmet Tayan, alım ofislerine yönelik olarak "Bize 'fiyat tutmuyor' diyorsunuz, siz de yüzde 12 komisyon alacağınıza, yüzde 5 alın. Biz 'Cenazemiz var' diyoruz, siz sağa mı sola mı gitsin yol gösteriyorsunuz" eleştirisi yaptı. Tayan'a yanıt veren Tesco Alım Ofisi Genel Müdürü Esra Taşören ise "Sanıldığı gibi yüksek değil, yüzde 3 komisyon alıyoruz. Mintay, Tesco'nun en iyi gömlekçisi. Tesco da en çok satan gömlekler, Mintay'a ait. Ancak Türkiye'nin de fiyatı, ürünlerin kaliteli olmasının da etkisiyle yüksek. Üç hafta önce gelen Tesco yetkilileri, 'Türk üreticiler fazla kaliteli. Tesco alıcısı için bu kadarı fazla. Gereksiz fiyat yüklemesi yapıyorsunuz' diye bize çıkıştı" dedi.

İlk Uluslararası Moda ve Hazırgiyim Kongresi mayısta

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), Türkiye'nin ilk Uluslararası Moda ve Hazırgiyim Kongresi'ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Gelecek yıl 25-26 Mayıs'ta düzenlenecek kongreye, dünyanın en büyük uluslararası hazırgiyim grupları ve perakende zincirlerinin üst düzey yöneticilerinin katılması planlanıyor. Kongre ile hazırgiyimde üretici ülke olarak marka olmayı başaran Türkiye'nin, moda ve ileri teknolojide de söz sahibi bir ülke olması amaçlanıyor. Bu doğrultuda hazırgiyimdeki Ar-Ge faaliyetlerinde uluslararası pazarlara açılabilen 25

firmanın ürünleri de sergilenecek. Türk hazırgiyim sektörünün yaşamsal varlığını devam ettirmek için bu tür organizasyonlara ihtiyaç duyduğunu belirten TGSD Başkanı Ahmet Nakkaş, "Üretimde marka olan Türkiye'nin artık hazırgiyimin her alanında daha da kuvetli hale gelmesi gerek. Bu tür organizasyonlar, bu hedefe yardımcı olacak" dedi.

7 ana başlık belirlendi

Kongreye katılım için hafta başından itibaren yurtdışında görüşmelere başlayacak olan Nakkaş, organizasyonda hem konuşmacı hem de konuk olarak uluslararası organize perakende zincirleri ve markaların yöneticilerini görmeyi istediklerini söyledi. Kongrede markalara ve organize perakende zincirlerine yer vermeyi istediklerini de belirten Nakkaş, "Organizasyonu 7 ana başlık altında düzenlemek istiyoruz. Marka temsilcilerini verimlilik, hızlı moda, teknoloji, geleceğin trend eğilimleri ve dünyada hazırgiyimin nasıl şekilleneceği gibi konu başlıklarında buluşturacağız" dedi.

31 Ocak 2008 Perşembe

Ünlü modacı Cemil İpekçi hazırgiyim sektörüne giriyor


Türk Havayollar ve PTT personelinin üniformalarını tasarlayan Cemil İpekçi, 2008 yılında kendi markasıyla hazırgiyimci olacak. İpekçi, THY ile sözleşmesini yenilemezse 'sorumluluk kabul etmem' diye ilan verecek.

Ünlü modacı Cemil İpekçi, kendi adını taşıyan markasıyla hazırgiyim sektörüne gireceğini söyledi. Sembol İnşaat'ın Kazakistan'da gerçekleştireceği projelerin tanıtım toplantısı için Astana'da bir defile düzenleyen İpekçi, "2008 yılında hazırgiyim için koleksiyonlar hazılayacağım" dedi. Sektörde faaliyet gösteren mevcut markalar veya perakende mağazalar için koleksiyon olmayacağını söyleyen İpekçi, "Kendi tasarımlarımı fason olarak ürettireceğim. Doğrudan mağaza açmak gibi bir planım yok. Mağazalaşma sürecini franchise vererek sağlayacağım" diye konuştu. İpekçi, büyük perakende mağazalarda da hazırgiyim koleksiyonlarının satışa sunulabileceğini kaydetti. İpekçi, önümüzdeki yıl ise porselen, havlu ve ev tekstili koleksiyonlarıyla girecek. Yılbaşından itibaren Porland Porselen altında kendi imzasını taşıyan porselenlerin satışa sunulacağını söyleyen İpekçi, kendi tasarımı havluların da ardından piyasaya sürüleceğini ifade etti. Ev tekstili markası için hazrlıkların sürdüğünü söyleyen İpekçi, 2008'de hazırgiyime odaklanacağını belirtti. Türk Havayolları (THY) ve PTT için personel üniformalarını tasarlayan İpekçi, THY ile sözleşmesinin 2007 yılında sona ereceğini söyledi. Yeni bir sözleşmenin imzalanıp imzalanmayacağının kendisiyle ilgili bir gelişme olmadığını belirten İpekçi, "Eğer anlaşma yenilenmezse, gazetelere ilan vererek bir ilgimin kalmayacağını kamuoyuna duyuracağım" dedi. İlan vermenin yaptığı tasarımlarda değişiklik yapılması halinde sorumlusu olmayacağını göstermek için gerekli olduğu kaydeden İpekçi, "Benim hazırladığım kıyafetlerde yapılacak hen hangi bir değişiklik beğenilmezse, ilgimin olmadığının bilinmesini istiyorum" diye konuştu.

Ünlü markalar 36 bedeni, 34 diye satıyor!


İNGİLTERE’de yapılan bir araştırmaya göre, bazı büyük firmalar ürettikleri elbiselerin etiketlerindeki beden ölçülerini olması gerekenden daha küçük gösteriyor.

Giyim sektöründeki bu taktiğe kanan müşteriler sürekli aynı yerden alışveriş yaparak zayıfladığını düşünüyor. Sunday Times gazetesinin araştırmasına göre pantolon bedenlerini birkaç beden küçük gösterenler, Calvin Klein, Gucci, Topshop, H&M, Next, Gap, Zara, Burberry’s, Ralph Lauren, Dolce Gabbana ve French Connection gibi giyim sektörünün en tanınmış markaları. Firmaların ürün etiketinde yazılı beden numaraları, gerçek bedenden 2 numara daha düşük. Örneğin, aslında 36 beden olan giysilerin üzerinde 34 ya da 32 yazıyor. Böylece, kadınlar daha düşük bedenlerin içine girdiği için inceldiğini zannediyor. ABD ve İngiltere gibi ülkelerde, firmaların bu gurur okşama taktiğine daha sık rastlanıyor.

Ünkon mağaza sayısını iki katına çıkarmak için atağa kalktı


Tekstil sektörüne 17 yıl önce bayan giyim ürünlerinin satışı ile adım atan ve bugün itibariyle Türkiye genelinde 23 mağazası bulunan Ünkon Tekstil, mağaza ağını genişletmek için harekete geçti. Türkiye genelinde bayilikler vermeye hazırlanan firmanı hedefi 2007 yılında mağaza sayısını 50'ye çıkarmak. Ünkon Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Ünlüer, "Şu anda yıllık ciromuz nın 7 milyon YTL. 2007 hedefimiz ciroyu iki kat arttırarak 15 milyon YTL'ye çıkarmak" açıklamasını yaptı. Ünkon Tekstil, yeni dönemdeki bayilik çalışmalarında önceliği Bursa, Mersin, İzmir, Ankara ve Yozgat illerine veriyor. Girişimcilerden teminat mektubu ve çek talep eden firma, mağazanın giriş katında, 300 metrekare büyüklüğünde ve şehrin işlek bir noktasında olmasını istiyor. Bir mağaza için ortalama 200-250 bin YTL'lik yatırım yapmak gerektiğini anlatan Ünlüer, cironun ise 10 ile 20 bin YTL arasında değiştiğini dile getirdi.

Ünkon'un bir aile şirketi olarak kurulduğunu ve son 5 yılda iki kat büyüdüğüne dikkat çeken Ünlüer, bayileşmenin büyüme performanslarında büyük bir rolü olduğunu söyledi. Firmanın Türkiye genelindeki mağazalarında toplam 230 kişinin çalıştığını kaydeden Mustafa Ünlüer, "Üretim tesisimiz Ankara'da. 14 kişilik bir tasarım ekibi ile çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde mağazalaşmanın yanı sıra Konya'da 10 bin metrekarelik bir üretim tesisi daha açmayı planlıyoruz. Bu tesiste üretim, dağıtım ve yönetim birarada bulunacak" dedi.

Türkiye'nin yanı sıra yurtdışında büyüme planları yapan Ünkon Tekstil, önümüzdeki yıl sonuna doğru yurtdışına açılacak. Bayilik sistemine geçtikleri ilk yıllarda Kuzey Irak'tan mağaza teklifi aldıklarını kaydeden Ünlüer, "Kuzey Irak gibi bir yerden bayilik istenmesi bizi oldukça şaşırtmıştı. Orasıyla da görüşmelerimiz devam ediyor. Ayrıca 2007 sonuna doğru Belçika, Almanya ve Hollanda'da mağazalar açmak istiyoruz" dedi.

Amcası Nebi Ünlüer'in her ay tüm bayileri dolaşarak 20 bin kilometre yol kat ettiğini anlatan Ünlüer, Anadolu'da markalaşmanın zor olduğunu vurgulayarak "Anadolu'da markalaşmak, tanıtım, ulaşım işleri zordur.

Bizbunu aşmak için elimizden geleni yaptık. Bugün Siyah ve Aliens adıyla iki patentli markamız var" dedi. Anadolu geri planda kalan çok sayıda firma olduğunu belirten Ünlüer, "Halbuki oralara el atılsa, o firmalar desteklense çok iyi şeyler ortaya çıkacak. Firmaların desteklenmesi gerekiyor. Özellikle sektör için en büyük sıkıntısı herkesin bildiği gibi Çin mallarının varlığı. Türkiye Çin'den çok daha kaliteli ürünlere sahip. Sektörün gelişmesi için herkesin birlikte hareket etmesi gerekiyor" diye konuştu.

29 Ocak 2008 Salı

Ülkeyi terk eden işadamları


Mısır'da iplik üretimine başlayan Nergis'in patronu Şankaya: Gitmemek için direndim

Nergis Holding, Uzakdoğu rekabeti nedeniyle Polylen'in kapısına kilit vurmak zorunda kaldı, Yeşim de üretiminin bir bölümünü Mısır'a kaydırdı. Ama Şenol Şankaya hiç de ümitsiz değil....

Türk şirketler son yıllarda Uzakdoğu ülkelerinin rekabeti altında eziliyorlar. Bazıları kapısına kilit vururken, bazıları işçilik ve enerji maliyeti düşük ülkelere üretimlerini kaydırarak ağır rekabete dayanma çabasında... Bu değerlendirmeleri sık sık duyuyoruz. Ancak sorunun boyutunu anlamak ve bu noktaya nasıl gelindiğini aktarabilmek için 'damdan düşenleri' bulmak ve konuşmak gerekiyordu. İşte yazı dizimizin bundan sonraki bölümlerini ağır rekabet yüzünden tesisini kapatan ya da üretimini başka ülkelere kaydıran Türk patronlara ayırdık. Konuşmalarımızda gördük ki tesis kapatmak da başka bir yerde üretime başlamak da hiç kolay değil. Yani 'Türkiye'yi terk edenler' koşarak bilmedikleri diyarlara gitmiyorlar. Global rekabet neyi gerektiriyorsa ona yapma peşindeler. 'Ben bu malı Çin'e 5 Euor'ya yaptırırım' diye karşılarına çıkan alıcıya, "Ben o ürünü sana Mısır'daki tesisimde 6 Euro'ya yaparım. Üstelik de kısa sürede teslim edebilirim" diyerek müşterilerini kaybetmeme telaşındalar. Bu sırada ise Türkiye'deki fabrikaları için de teknoloji gerektiren katma değeri yüksek moda ürünleri almak için çaba sarfediyorlar. Çünkü moda ürünlerde Çin ve Hindistan'dan hız olarak halen en az 2-3 ay ilerideler...

Tekstil ve konfeksiyon sektörünün içinde bulunduğu sıkıntılı dönemi iliklerine kadar hisseden şirketlerden biri de Nergis Holding ve onun amiral gemisi Yeşim Tekstil oldu. Toplam ihracatının yaklaşık yüzde 40'ını ABD'ye yapan Nike, GAP, Banana, Zara, Marks&Spencer, Eddie Bauer gibi dünyaca ünlü markalara Bursa'dan mal gönderen Yeşim Tekstil'in içinde bulunduğu Nergis Holding geçtiğimiz aylarda sentetik iplik fabrikası Polylen'in kapısına kilit vurdu. Bu arada Yeşim Tekstil'in üretiminin bir bölümü de Mısır'a kaydırıldı. Nergis Holding Başkenvekili ve Yeşim Tekstil'in CEO'su Şenol Şankaya ile Yeşim Tekstil'in Bursa'daki tesislerinde görüştük. Fabrika kapatmanın zor bir karar olduğunu anlatırken halen üzüntüsünü saklamayan Şankaya, "İki sene kapatmamak için dayandım. Çünkü biz sanayici bir aileyiz. Ama baktık kapatmazsak diğer işletmelere zarar verecek o zaman kesin kararı verdik" diyerek acımasız rekabete dayanamadıklarını kaydediyor.

MISIR'DA ÜRETİM ABD İÇİN
Uzakdoğu'dan gelen sentetik ipliğin yüzde 20-25 daha ucuza satıldığını anlatan Şankaya, iplikteki bu yenilgiyi konfeksiyon alanına taşımamak için üretiminin bir bölümünü Mısır'a kaydırdıklarını söylüyor. Şankaya'ya göre bu bir şekilde tesislerin sigortası. Mısır'da bazı atölyelere büyük çaplı üretim yaptırmaya başladıklarını vurgulayan Şankaya sözlerine şöyle devam ediyor: "Bazı şirketler tesislerini alıp taşıdı, bazıları ucuz enerji, ucuz işçilik diye üretimlerini oraya kaydırdı. Biz mevcut şirketimizi sigortalamak ve büyümenin bir şekli olarak Mısır'a gittik. Ama bir nevi fason üretim yaptırıyoruz." 'Peki Mısır'da her şey çok mu kolay ilerliyor? Hiçbir sorun yaşanmıyor mu?' Bu sorumuza Şankaya, "Olmaz mı Türkiye'deki işçiliği bulmanız mümkün değil" yanıtını veriyor. Ancak sipariş kaybetmemek için başka çare de yok. Yeşim'in toplam ihracatının yüzde 40'ını ABD'ye yaptığının altını çizen Şankaya, "Mısır ile ABD arasında yapılan anlaşma ile buradan tekstil ve hazır giyim ürünleri sıfır gümrük ile gidiyor. Bir anda zaten avantajlı hale geliyorsunuz. Amacımız ABD'ye yaptığımız ihracatın yüzde 30-40'ını Mısır üzerinden gerçekleştirmek. Müşterimizin basit ürün siparişlerini buradan karşılayacağız. Türkiye'deki tesislerimizde ise katma değeri yüksek ürünler üreteceğiz" diyor.

'Tekstil Türkiye'de bitmez çünkü daha yeni başlıyoruz'

TEKTSTİL ve konfeksiyonda Türkiye'nin önünde 10-15 yıllık bir zaman kaldığı yönündeki iddialara katılmadığını anlatan Şenol Şankaya, "Türkiye'nin daha yapacak çok şeyi var. İtalya'dan, İspanya'dan getti, bize geldi, bizden de gidecek diyorlar. Bunlar klasik laflar. Onların hiçbirinde bizim ki kadar güçlü bir ham madde kaynağı yoktu. Türkiye her zaman bu sektörde kendine yer bulacak. Bitmek bir yana yeni başlıyor" diyor. Türkiye'de Bursa'da fason üreticiler de dahil olmak üzere 10-12 bin kişiye iş kapısı yarattıklarını kaydeden Şankaya, Yeşim'i görmek istedikleri noktayı şöyle özetliyor: "Şu anda mesela GAP'in yüzde 2-3'lük üretimini yapıyoruz. Ben çalıştığım markaların yüzde 10'unu tedarik edebiliyorsam o zaman büyük bir yol katetmiş olurum."

ÇOK HIZLIYIZ
Türkiye'nin artık basit ürünler üreten bir ülke olmaktan çıkıp katma değeri yüksek ürünlere yöneldiğini vurgulayan Şenol Şankaya buna kendilerinden örnek veriyor. Bir tasarım ekibi oluşturduklarını belirten Şankaya, "Modayı birkaç sezon önceden takip ederek özel modeller hazırlıyoruz. Mesela bu sene hazırladığımız koleksiyon çok beğenildi. Çalıştığımız şirketler 100 modelden 25-30 tanesini kendi koleksiyonlarına koydular. Bu rakam giderek daha çok artacak" değerlendirmesinde bulunuyor. Tekstil ve hazır giyim sektörünün içinde bulunduğu sıkıntılı dönemlerden geçen ve hisseden bir şirket olduklarını ifade eden Şankaya, "Kısa zamanda kendimizi toparlamayı başardık, ama zayıf olanlar ne yazık kepenk indirdi" diyor. Çin'in önündeki kotaların kalkmasının da etkisi ile geçen yıl zor bir dönem geçirdiklerini anlatan Şankaya, AB pazarında bunun çok büyük bir şekilde hissedildiğini anlatıyor. Sektörün 1,5 yıl içinde kendini yeniden şekillendirdiğini dile getiren Şankaya'ya sözlerine şöyle devam ediyor: "Piyasada son iki yılda fasd fasihon denilen hızlı moda tedariğine dönüş olması da işimizi kolaylaştırdı. Türkiye bu anlamda ender ülkelerden biri. Hindistan ve Çin'in 4 ile 6 ayda teslim ettiği bir ürünü biz 15 günde veriyoruz."

Türkiye iki, biz üç kriz geçirdik

BİR Nergis Holding kuruluşu olan Yeşim Tekstil için 2000'li yıllar oldukça zor geçti. Nergis Holding'in patronu Cavit Çağlar'ın İnterbank'ının 1999 yılının başında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na geçmesi ile şirketleri için de sancılı bir dönem başladığını anlatan Şenol Şankaya, "Aslında o günler bizim için talihsiz günlerdi. Bizim gibi bir grubun içine düşmemesi gereken bir olaydı. Ama o dönemin şartları siyasi ortamı nedeniyle başımıza geldi. Müşteri kaybetmediysek de sipariş kaybettik. Ama müşterimiz de çalışanımız da bize inandı. Bugün 300 milyon dolarlık bir ihracattan söz ediyoruz. O olayı yaşamasaydık 700 milyon dolarlardan bahsediyor olabilirdik."

Urfalı Koçlar iç giyimin lideri olmak için Dagi ve Eros'a hayat verdi


'İç giyimin lideri olacağız' diyen Urfalı Koç Grubu, satın aldığı yılların rakibi Dagi ve Eros'u atağa geçirdi. Dagi'yi 3 yılda yüzde 960 büyüten grup, Eros için de bin noktalık bir satış ağı kuracak.

Urfalı beş kardeş "hızlı düşün, cesur karar al" stratejisi izleyerek çeyrek asırlık Dagi ve Eros'u küllerinden yeniden yarattı. Sahiplerinin gözden çıkardığı markaların satın alımı ve yeniden yapılanmasına 20 milyon dolar harcayan Koç Grubu, tüm birimlerde köklü değişime gittiği Dagi'nin cirosunu üç yılda yüzde 960 büyüterek 3 milyon dolardan 32 milyon dolara çıkardı, sekiz ayda 12 ülkeye de 2 milyon dolarlık ihracat yaptı.

Koç Ailesi iç giyimde rakip marka Eros'u Eren Holding'den satın alarak aynı değişim politikasını bu markaya da uyguladı. "Dagi ile büyük hedeflere soyunduk. 'Rakibi de kontrol altında tutmalıyız' fikrinden hareketle Eros'u da satın aldık" diyen Dagi Genel Müdürü Bülent Arı, "Her gün Dagi'yle yatıp, Dagi'yle kalkar olduk. 2010'a kadar Türkiye'de herkes iç çamaşırda ya Dagi ya Eros giyecek" dedi.

'Her alanda değişime gittik'

25 yıl önce Derya Taşdelenler ve Şükrü Taşkın tarafından kurulan Dagi, iç giyimde en önemli markalardan biri oldu. Dagi, erkeklerin "klasik iç giyimine" alternatif olarak atlet ve külotları kokulu sabunlarla teneke kutuda satarak farklılaştı ve marka olarak adını böyle duyurdu. 1985'ten sonra pijama, spor giyim ve ev giysisi üretimine de giren Dagi'nin iki ortağı, 1986-1988 arasında vergi rekortmenleri listelerinde de yer aldı. 2004'te "finansal darboğaza" giren ve ortaklar arasında anlaşmazlık çıkan Dagi'nin Urfalı Koç Grubu'na satışı böyle gündeme geldi. Metal ana sanayii, tekstil ve elektronik alanlarında faaliyet gösteren Koç Grubu, Dagi'nin marka avantajını kullanarak piyasada lider olma hedefiyle yola çıktı.

Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı Adil Koç'un yaptığı Dagi'nin Genel Müdürü Bülent Arı, ürün kumaşından toptancı yapısına her alanda değişime gittiklerini ve Dagi'yi üç yılda zirveye taşıdıklarını belirterek Koç Ailesi'nin "hızlı düşün cesur karar al" vizyonuyla hareket ettiğini söyledi. Bu kapsamda ilk iş olarak Dagi'nin rakibi Eros markasını satın aldıklarını anlatan Arı, markadaki değişim sürecini şöyle özetledi: "Koç, Gaziantep'te iplik fabrikası kurduktan sonra finansal açıdan zor durumda olduğu bilinen Dagi'den ortak olmamız için teklif aldık. Üç yıl önce Dagi'nin yüzde 50'sini, sonra tamamını aldık. Rekabette farklılaşmaya odaklandık. Ürün kalitesinden toptancı yapısına kadar her şeyi değiştirdik. Kumaşlarda, Mısır pamuğundan yapılanları tercih ettik. Çoğu firma normal kumaşın tonuna 7 bin YTL öderken, biz Mısır pamuğundan üretilen kumaşın tonuna 15 bin YTL veriyoruz. Yeşildirek piyasası bir adet ürünü 1 YTL'ye satarken bizim dikiş maliyetimiz 1.5 YTL. Maliyet yüzde 20 arttı ama üç yılda 13 kat büyüdük. Bu türden bir politika uygulayan her şirket başarılı olur ve Çin'den de korkusu olmaz."

İlk yurtdışı mağazası Bakü'de açıldı

Küçük metrekareli cadde mağazalarını kapattıklarını ve 150-200 metrekare civarındaki alışveriş merkezi mağazalarına yöneldiklerini belirten Arı, "Çünkü tüketici eğilimi alışveriş merkezine kaymış durumda. Ayrıca erkek iç çamaşır ve pijamasının yanında, bayan iç çamaşırı, ev giysisi, eşofman, mayo ve çocuk giyim grubunu da ilave ettik. Ürünlerde siyah, beyaz dışında fujya gibi parlak ve canlı renkler, baskılı pijama, capri takımlar gibi modeller kullandık. Özellikle Ege-Akdeniz Bölgesi insanı ve gençlerin talebi büyük oldu" dedi. Dubai, BAE, Yunanistan, Romanya, Ukrayna, Lübnan, Rusya ve Türki cumhuriyetlerinde distribütörlükleri olduğunu söyleyen Arı, Dagi'nin ilk yurtdışı mağazasını Bakü'de açtıklarını, sırada ise Lübnan, Yunanistan ve Bosna Hersek'in bulunduğunu belirtti.

Birçok firmadan ortaklık teklifi geliyor

Arı, üç yıl önce 25 milyon dolar ihracat yapan "Kıskanç kadınlar, erkeğinize Eros giydirmeyin" reklamlarıyla ünlü Eros'u Eren Holding'den satın aldıklarını ve satış noktaları ile büyüteceklerini dile getirerek bu konudaki stratejilerini de şöyle anlattı: "Eros'u mağaza açarak değil satış noktaları ile büyüteceğiz. Eros'un ilk üretimleri bu kış piyasada olacak. Boyner, YKM ve Özdilekler gibi yurt genelinde bin noktaya dağıtıma başladık. Eros'ta ise bay, bayan iç giyim ve pijama olacak. Klasik çizginin dışında biraz da modern bir çizgimiz olacak" dedi. Arı, iki markayı yeniden canlandıran başarılarının sektörde duyulduğunu ve pek çok firmadan "Bizi de alın ya da ortak olalım" teklifleri aldıklarını anlattı.

İştiraki İzmir Demir Çelik Sanayi İSO 500'de 42. sırada

Urfalı beş kardeşin kurduğu Koç Grubu, metal ana sanayii, tekstil ve elektronik alanlarında faaliyet gösteriyor. Şahin Grubu ile birlikte ana hissedarları olduğu İzmir Demir Çelik Sanayi AŞ, İSO 500 2006 araştırmasında 754 milyon YTL civarında üretimden satışı ile 42. oldu. Hatay'da demir ürettiği Koç Haddecilik ve Gaziantep'te iplik üretimi yaptığı Koç Tekstil fabrikaları bulunuyor. Koç Haddecilik ise 253 milyon YTL'lik satışı ile 153. sıradan ilk 500'e girdi. Metal ana sanayi şirketleri arasında ise İzdemir 13., Koç Haddecilik ise 31. büyük şirket durumunda. İzdemir ürünlerinin yüzde 95'i, Koç Haddecilik ürünlerinin ise yüzde 60'ı ihraç ediliyor.

Dagi'deki üç yıllık değişim süreci

* Dünyanın en pahalı ve kalitelisi olan Mısır pamuğundan yapılmış kumaşları kullandı. Böylece daha yumuşak, çabuk tüylenmeyen ve teri kolayca atan çamaşırlar yaptı.

* Yirmi kişilik bir tasarım ekibi kurdu.

* Erkek iç giyimin yanında bayan, genç ve çocuk gruplarını ekledi.

* Tedarikçi ve toptancı yapısı değişti.

* Mağazaların dekorasyonu da değiştirildi, metrekareler büyütüldü.

* 200 personel tamamen değiştirildi, şu anda 285 çalışan var.

* Ciro yüzde 960 büyüdü, 3 milyon dolardan 32 milyon dolara çıktı.

* Mağaza sayısı 18'den 40'a çıktı.

* Bu yıl 40 milyon dolar ciro, 3 milyon dolar ihracat hedefi var.

* 2010'da 120 mağaza hedefleniyor.

Uluslararası Pamuk İstişare Komitesi İzmir'de toplanacak


Uluslararası Pamuk İstişare Komitesinin (ICAC) 2007 yılı Genel Kurul toplantısının 20-27 Ekim 2007 tarihleri arasında İzmir'de gerçekleştireceği bildirildi.

Ege İhracatçı Birliklerinden yapılan yazılı açıklamada, pamuk üretimi, tüketimi ve üretim teknolojisindeki gelişmeler konusunda araştırmalar yaparak, dünya pamuk durumunu analiz etmek, tahminlerde bulunmak ve istatistikler yayınlamak amacına yönelik olarak 1939 yılında kurulan ve halen 41 ülkenin üyesi olduğu Uluslararası Pamuk İstişare Komitesi'nin İzmir'de yapacağı toplantıların başarılı şekilde gerçekleştirilmesi için Dış Ticaret Müsteşarlığı Başkanlığında ilgili bakanlıkların ve Türkiye geneli ilgili sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla icra kurulu, İzmir'de bulunan ilgili kuruluşların iştirakiyle de İcra Komitesi oluşturulduğu belirtildi.

Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Sabri Ünlütürk, pamuk politikaları konusunda söz sahibi ülkelerin resmi ve özel sektör temsilcilerinden oluşan yaklaşık 600 kişinin katılımıyla gerçekleşecek olan genel kurul toplantısının başarılı şekilde gerçekleştirilmesinin Türkiye'nin ve İzmir'in prestiji olduğunu bu nedenle başarılı bir organizasyon için yoğun çalışma temposuyla organizasyona hazırlandıklarını ifade ederek, şunları kaydetti: ''2007 yılında gerçekleştirilecek organizasyon ile ilgili uygun mekanların, gerek toplantı ve gerekse sosyal etkinlikler ile ilgili programın belirlenmesi ve organizasyon kapsamında yürütülmesi gereken diğer faaliyetler ile ilgili olarak yol haritasınını ortaya koyduk. ICAC Toplantısı için 41 ülkeden Türkiye'ye gelecek olan 600 civarındaki katılımcıya uygun bir toplantı zemini hazırladığımız gibi Ege Bölgesi'nin pamuk ekim alanları, tekstil ve konfeksiyon tesisleri ziyaret edilecek. Aynı zamanda Ege Bölgesi'nin tarihi ve turistik yerlerini kapsayan programlarımızda olacak.

28 Ocak 2008 Pazartesi

UKİ üretimini durduruyor


Türkiye'nin borsadaki ilk giyim firması UKİ, bankalarla yaşadığı problemi aşamadı ve üretimini geçici olarak durdurma kararı aldı.

UKİ'den borsaya yapılan açıklamada, şirketin kredi ilişkisi içinde bulunduğu bankaların şirket aleyhine icra takibi başlatması ve bu nedenle ham madde, yarı mamul ve mamulleri haczedilerek muhafaza altına alınması, bankalarla yapılan görüşmelerin de olumsuz sonuçlanması sebebiyle üretime ara verildiği bildirildi. Şirketin faaliyetleri 6 Ağustos 2007 tarihinde tekrar başlayacak. Açıklamada ayrıca, daha önce 3 Temmuz-16 Temmuz 2007 tarihleri arasında senelik ücretli izin hakları kullandırılan imalat çalışanlarının ücretli izinlerinin, 6 Ağustos 2007 tarihine kadar uzatılacağı kaydedildi.

1983 yılında kurulan UKİ Konfeksiyon, 700 kişilik çalışanı ile İstanbul Çatalca'da 24 bin 500 metrekarelik bir alan üzerinde faaliyet gösteriyor. Üretiminin tamamına yakınını ihraç eden şirket, Türkiye genelinde 36 mağaza ile de iç pazarda hizmet veriyor. UKİ'nin üretim yaptığı firmalar arasında Next, Zara, Armand Thiery gibi dünya devleri bulunuyor.

UKİ Giyim'e haciz uygulandı


Bankalara kredi borçlarını yeniden yapılandıran erkek giyim markası UKİ, 30 Haziran 2007'de faiz ödemesini yapamadı. Oyak Bank UKİPA ve UKİ'de haciz işlemleri başlattı. İstanbul'daki UKİ Çatalca fabrika ve mağazalarındaki mallara el konuldu.

Eski TGSD Başkanı olan Turan Sarıgülle'ye ait şirketten yapılan açıklamaya göre, bankalarla yapılan protokol gereği 30 Haziran 2007'de ödenmesi gereken faiz borcu, 2 Temmuz itibariyle nakit sıkışıklığından dolayı ödenemedi.

UKİ, 13 Nisan 2006'da imzalanan protokolle kredi borçlarını, anapara ödemeleri 2008 yılından başlamak üzere yeniden yapılandırmıştı. Bu protokole göre şirketin bankalar nezdindeki toplam borcu 21 milyon 153 bin 996 euro olarak sabitlendi ve 2007 yılı ödemesiz olmak üzere, 2008-2011 arasında ödenmek üzere vadelendirildi. 30 Haziran 2007'de başlayan faiz ödemeleri ise 3 ayda bir gerçekleştirilecekti.

UKİ'nin satışları bu yılın ilk çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 34.5 oranında azalarak 11 milyon 991 bin YTL'ye indi. Şirketin yurtiçi satışları yüzde 38.3 artarken, yurtdışı satışları ise yüzde 46.1 oranında azaldı. Bu yılın ilk üç ayında da şirket 2.8 milyon YTL zarar etti. Aktif büyüklüğü 66.3 milyon YTL olan UKİ'nin, kısa vadeli borcu 26 milyon YTL, uzun vadeli borcu ise 41 milyon YTL seviyesinde bulunuyor.

UKİ Reklam ve Halkla İlişkiler Müdürü Yasemin Yılmaer işçilerin toplu izinde olduklarını, 16 Temmuz'da işbaşı yapacaklarını söyledi.

UKİ'nin dış pazarı Köse'ye emanet


Türkiye'de erkek giyiminde sektörün önde gelen markalarından olan UKİ'nin Dış Ticaret Müşteri Temsilciliği'ni üstlenen işadamı Toygar Köse, yurt dışı pazarlarda “Türk ürünü kalitesizdir” imajını yıktıklarını söyledi. Yunanistan'da Glou Grubu ile çalıştıklarını, Saraybosna'yı Avrupa üssü olarak seçtiklerini ve KKTC'de Girne'ye mağaza açma hazırlığında olduklarını aktaran Köse, yıllık üretimlerinin yüzde 90'nını ihraç ettiklerini belirtti. Hizmette olan 42 mağazalarının 15'inin UKİ'nin kendi malı olduğunu aktaran Köse, iç piyasadaki hedeflerini "Mağaza sayısını bilinçsizce arttırmak yerine, doğru ve klasik giyim konusunda birikimi olan işletmecilerle büyümek” olarak açıkladı.

"Yurt dışında sözde tüccarların oluşturduğu ‘Türk ürünü kalitesizdir' imajını yıkarak, Türk üretim kalitesini tüm dünyada kendi etiketimizle gözler önüne seriyoruz” diyen Köse, iki yıllık araştırma ve çalışma sonucunda Lefkoşa'da UKİ mağazası açtıklarını, kısa süre sonra da Girne'ye ikinci mağazamızı açmayı hedeflediklerini anlattı. Toygar Köse, Yunanistan'da 60 mağazası bulunan Glou Grubu ile işbirliğine gittiklerini, iki sezondan bu yana bu firmanın koleksiyonlarını hazırladıklarını vurgularken, şunları söyledi: “Yunanistan'da UKİ Shop açma projemiz gündemde. Saraybosna'da da iş ortaklığı yapmak üzereyiz. Aynı dine mensup olduğumuz Saraybosna halkıyla olan yakınlığımızı global dünya koşullarında güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2004 yılında kurulan tekrar yapılanmak üzere restorasyonu tamamlanma aşamasında olan alışveriş merkezinde açılması planlanan UKİ mağazasının aynı zamanda bölgenin toptan satış noktası olarak kullanılması projesi var. Ayrıca, Romanya ve Kazakistan'daki işletmecilerle görüşmelerimiz de sürmekte